İçinde Pil Var Diye Bu Kadar Yakışıklı Olmak Yasak mı?

1940’ların Cenevre’sinde bir saat ustasına gelecekte insanların pilli kronograflara hayran kalacağını söyleseydiniz muhtemelen sizi atölyesinden kovardı. Furlan Marri ise aynı ustanın tasarım defterini alıp Japon mühendisliğiyle birleştirmiş. Sonuç? Saatçilik dünyasının en ilginç kimlik bunalımlarından biri.

Önce bir itirafta bulunalım: Bu saat biraz hile yapıyor.

Sabbia Rosa’ya ilk baktığınızda gördüğünüz şey, sıradan bir kuvars kronograf değil.

Rose gold tonlarında kasa, şampanya rengi kadran, uygulamalı Roma rakamları, zarifçe kıvrılmış ibreler ve 1940’ların İsviçre saatçiliğini hatırlatan yuvarlak kronograf butonları.

Saatin genel görünümü öyle bir atmosfer yaratıyor ki, birazdan bir müzayede uzmanının gelip eldivenlerini takmasını bekliyorsunuz.

Sonra teknik özelliklere bakıyorsunuz.

Seiko VK64.

Pilli.

Japon.

Bir an duruyorsunuz.

Çünkü saatçilik dünyasında yıllardır bize öğretilen bir denklem var: Pahalı görünen saatlerin içinde pahalı mekanizmalar bulunmalıdır.

Furlan Marri bu denklemi pek umursamıyor.

Hatta biraz dalga geçiyor olabilir.

Ve itiraf etmek gerekiyor, bunu oldukça iyi yapıyor.

 

Furlan Marri: Cenevre’nin kapısını çalmadan içeri giren iki arkadaş

Hikâyemiz 2021 yılında Cenevre’de başlıyor.

İsviçreli endüstriyel tasarımcı Andrea Furlan ve saat koleksiyoncusu Hamad Al Marri, saatçilik dünyasında pek de yeni olmayan ama uygulaması zor bir fikirle yola çıkıyor.

İyi tasarlanmış, ince detaylara sahip ve tarihsel saatçilik estetiğini taşıyan saatlerin mutlaka astronomik fiyatlarla satılması gerekmiyor.

Andrea Furlan sıradan bir tasarımcı değil.

ECAL’de endüstriyel tasarım eğitimi almış, Chopard ve Hublot gibi markalarla çalışmış, ayrıca karmaşık mekanizmalarıyla tanınan Dominique Renaud ile projelerde yer almış.

Yani saat tasarımını yalnızca Pinterest’ten öğrenmiş biriyle karşı karşıya değiliz.

Markanın ilk koleksiyonu Kickstarter üzerinden tanıtılıyor.

Ve finansman hedefi yalnızca 35 saniyede tamamlanıyor.

Otuz beş saniye.

Bazı İsviçre markalarının internet sitesinde çerezleri kabul etmek daha uzun sürüyor.

Fakat asıl sürpriz birkaç ay sonra geliyor.

2021 yılında Furlan Marri, saatçilik dünyasının en prestijli ödül organizasyonlarından Grand Prix d’Horlogerie de Genève’de, yani GPHG’de, Horological Revelation ödülünü kazanıyor.

Üstelik ödülü kazanan Mr. Grey modeli de mecaquartz mekanizmalı.

Bu önemli.

Çünkü GPHG gibi bir organizasyonda genç bir markanın, üstelik kuvars temelli bir saatle ödül kazanması, sektörün yalnızca mekanizma prestijine bakmadığını gösteriyor.

Elbette bu ödül Sabbia Rosa’ya verilmedi. Ama markanın tasarım anlayışının saatçilik dünyasında ne kadar hızlı karşılık bulduğunu anlamak için yeterli.

Daha bir yaşına gelmeden Cenevre’de ödül alan bir markadan söz ediyoruz.

İsviçre saatçiliğinde bazı markalar yüzüncü yıllarını kutlarken hâlâ aynı kadranı farklı renklerde üretiyor.

Furlan Marri’nin biraz aceleci davrandığı kesin.

 

Tasarım: Patek Philippe’i anmadan bu yazı yazılamaz

Sabbia Rosa’nın tasarımını anlamak için 1940’ların İsviçre kronograflarına bakmamız gerekiyor.

Sabbia Rosa: 1940'ların kronograflarını hatırlatan yuvarlak hatlar
Sabbia Rosa: 1940'ların kronograflarını hatırlatan yuvarlak hatlar

Özellikle Patek Philippe’in Ref. 1463 gibi modellerine.

Bu dönem kronograflarında günümüzün büyük, agresif ve sportif tasarımlarından çok farklı bir yaklaşım vardı.

Kasalar daha küçüktü.

Kadranlar daha zarifti.

Kronograf butonları yuvarlaktı.

Ve saatler, spor amaçlı bir komplikasyona sahip olsalar bile takım elbiseyle kullanılabilecek kadar şıktı.

Furlan Marri tam olarak bu estetik dünyadan besleniyor.

Burada önemli bir ayrım yapalım.

Sabbia Rosa, tarihi bir Patek Philippe’in birebir kopyası değil.

Fakat tasarım dilindeki akrabalık inkâr edilemeyecek kadar açık.

Yuvarlak butonlar, kasa oranları, iki alt kadranlı düzen ve vintage karakter, bilinçli biçimde geçmişe gönderme yapıyor.

Bu durum bazı koleksiyoncuları rahatsız edebilir.

Çünkü saatçilikte homage ile özgün tasarım arasındaki sınır her zaman net değil.

Bir tarafta tarihi tasarımları erişilebilir hâle getirmek var.

Diğer tarafta başkalarının yarattığı estetik mirastan yararlanmak.

Furlan Marri bu çizginin üzerinde yürüyor.

Ancak hakkını teslim etmek gerekiyor: Sabbia Rosa’nın renk seçimi, yüzey işçiliği ve küçük detayları, onu yalnızca ucuz bir vintage kronograf taklidi olmaktan uzaklaştırıyor.

Saat geçmişten ödünç aldığı dili kendi cümlelerini kurmak için kullanıyor.

Belki yeni bir alfabe icat etmiyor.

Ama yazdığı cümle oldukça güzel.

 

Sabbia Rosa: Pembe kumun saatle ne ilgisi var?

Modelin adı İtalyancadan geliyor.

Sabbia Rosa, pembe kum anlamına geliyor.

Saatin renk paleti de bu isim etrafında şekillenmiş.

Bej ve şampanya tonlarındaki mat kadran, 4N rose gold kaplamalı kasa ve sıcak kahverengi deri kayış birlikte son derece dengeli bir görünüm oluşturuyor.

Buradaki en önemli başarı, rose gold renginin abartılmamış olması.

Çünkü pembe altın tonları saat tasarımında tehlikeli bir alan.

Biraz fazla parlaklık eklediğinizde zarif bir dress watch üretmek yerine düğün salonunun avizesine benzeyen bir şey ortaya çıkarabilirsiniz.

Furlan Marri bu tuzağa düşmemiş.

Kadrandaki açık tonlar, kasanın sıcak rengini dengeliyor.

Uygulamalı Roma rakamları ise saatin klasik karakterini güçlendiriyor.

Özellikle ibrelerin işçiliği dikkat çekici.

Düz, basit metal parçalar yerine bombeli ve kıvrımlı ibreler kullanılmış.

Bu küçük fark, ışığın ibreler üzerindeki yansımasını değiştiriyor.

Kadrana farklı açılardan baktığınızda ibrelerin yüzeyinde oluşan parlaklık da değişiyor.

Saatçilikte kalite algısını yaratan şeylerden biri tam olarak bu.

Malzemenin ne kadar pahalı olduğu değil, o malzemeyle ne kadar uğraşıldığı.

 

Kadran: Küçük detayların büyük egosu

Sabbia Rosa’nın kadranı ilk bakışta oldukça sade.

Uygulamalı Roma rakamları ve şampanya tonlu kadran
Uygulamalı Roma rakamları ve şampanya tonlu kadran

Fakat yakından incelendiğinde ciddi bir tasarım çalışması görülüyor.

İki alt kadran, dış bölümdeki takimetre ölçeği, uygulamalı indeksler ve çift katman etkisi yaratan baskılar, yüzeyi monotonluktan kurtarıyor.

Özellikle mat yüzey seçimi başarılı.

Çünkü rose gold kasayla birlikte parlak bir kadran kullanılsaydı saat gereğinden fazla gösterişli olabilirdi.

Mat şampanya tonu, kasanın parlaklığını kontrol altında tutuyor.

Kadranın üzerindeki takimetre ölçeği ise kronografın tarihsel karakterini tamamlıyor.

Takimetre, belirli bir mesafeyi katetmek için geçen süre üzerinden ortalama hız hesaplamaya yarıyor.

Örneğin bir kilometrelik mesafeyi 30 saniyede kat ederseniz, takimetre ölçeğinde 120 km/saat değerini okuyabilirsiniz.

Tabii günümüzde bu hesaplamayı yapmak için kronograf kullanmanız pek olası değil.

Arabanızın hız göstergesi var.

Telefonunuzda GPS var.

Ama kabul edelim, saatinizin kadranında matematiksel bir ölçek bulunması hâlâ hoşumuza gidiyor.

Saatçilik biraz da böyle bir hobi.

İhtiyacımız olmayan şeyleri, son derece güzel yapıldıkları için seviyoruz.

 

Tasti Tondi: İki küçük buton, koca bir tarih

Sabbia Rosa’nın en karakteristik detaylarından biri kronograf butonları.

"Tasti tondi": yuvarlak kronograf butonları
"Tasti tondi": yuvarlak kronograf butonları

İtalyanca Tasti Tondi, yuvarlak butonlar anlamına geliyor.

1940’ların kronograflarında bu tarz butonlar oldukça yaygındı.

Günümüz kronograflarında daha köşeli, uzun veya agresif buton tasarımlarına rastlamak mümkün.

Furlan Marri ise tarihi yuvarlak formu tercih etmiş.

Üstelik butonların üzerinde ince gravür detayları bulunuyor.

Bu küçük parçalar saatin genel görünümünde önemli rol oynuyor.

Çünkü vintage bir kronografın karakteri yalnızca kadranından oluşmaz.

Kurma kolunun biçimi, butonların oranları ve kasayla birleşimleri de tasarımın parçasıdır.

Furlan Marri’nin başarısı, bu detayları rastgele seçmemesi.

Saatin farklı parçaları aynı döneme aitmiş gibi görünüyor.

Bir başka deyişle, 1940’ların takım elbisesinin altına 2026 model koşu ayakkabısı giydirmemişler.

 

Seiko VK64: Mekanik saatçiliğin melez çocuğu

Gelelim işin en tartışmalı kısmına.

Sabbia Rosa’nın içerisinde Seiko’nun VK64 mecaquartz mekanizması bulunuyor.

Bu mekanizmayı anlamadan saatin fiyatını, karakterini veya teknik değerini doğru değerlendirmek mümkün değil.

Önce şu soruyu cevaplayalım.

Mecaquartz nedir?

Mecaquartz, kuvars zaman tutma sistemiyle mekanik kronograf işlevlerini birleştiren hibrit bir mekanizma yaklaşımıdır.

Normal bir kuvars saatte zamanı elektronik bir osilatör düzenler.

Kristal belirli bir frekansta titreşir ve elektronik devre bu titreşimleri kullanarak motorlara komut verir.

Mekanik bir kronografta ise zaman tutma ve kronografın çalışması, zemberekten gelen enerjiyle hareket eden mekanik sistemler üzerinden gerçekleşir.

Mecaquartz bu iki dünyanın bazı avantajlarını bir araya getirir.

VK64’te saatin temel zaman tutma işlevi kuvars kontrollüdür.

Kronograf tarafında ise mekanik bağlantılar ve sıfırlama sistemi kullanılır.

Sonuç olarak hem kuvarsın hassasiyetinden yararlanırsınız hem de kronograf butonlarında ve sıfırlama hareketinde mekanik karakter hissedersiniz.

Kısacası İsviçreli saat ustasıyla Japon elektronik mühendisini aynı masaya oturtmuşlar.

İkisi de kendi uzmanlık alanından vazgeçmemiş.

Ama ortaya çalışan bir ürün çıkmış.

Kronograf ibresi neden akıcı hareket ediyor?

VK64’ün en sevilen özelliklerinden biri kronograf saniye ibresinin hareketi.

Geleneksel kuvars saatlerin çoğunda saniye ibresi saniyede bir kez ilerler.

VK64’te ise kronograf saniye ibresi saniyede beş adım atar.

Bu nedenle kronograf çalışırken ibre daha akıcı hareket ediyormuş gibi görünür.

Elbette yüksek frekanslı bir mekanik kronografla tamamen aynı hareket değildir.

Fakat görsel olarak klasik mekanik kronograflara daha yakın bir deneyim sunar.

Burada önemli bir ayrıntı var.

VK64’te merkezdeki uzun saniye ibresi, normal zamanın sürekli çalışan saniye ibresi değil, kronografın saniye ibresidir.

Kronograf kapalıyken saat 12 konumunda bekler.

Dolayısıyla saatin çalıştığını anlamak için sürekli hareket eden bir saniye ibresi ararsanız biraz hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz.

Saat çalışıyor.

Sadece bunu size sürekli kanıtlamak gibi bir derdi yok.

Flyback değil ama güzel bir numarası var

VK64’ün kronografını sıfırladığınızda saniye ibresi hızlı biçimde başlangıç konumuna döner.

Bu, mecaquartz sisteminin en keyifli özelliklerinden biri.

Klasik birçok kuvars kronografta ibreler motorlarla adım adım sıfıra döndürülür.

VK64’ün mekanik sıfırlama düzeni ise çok daha ani bir hareket sunar.

Düğmeye basarsınız.

İbre başlangıç konumuna döner.

Ve insanın tekrar basası gelir.

Burada önemli bir teknik ayrım yapalım.

Bu özellik gerçek bir flyback kronograf komplikasyonu değildir.

Flyback kronograflarda zaman ölçümü devam ederken tek bir komutla sıfırlama ve yeniden başlatma yapılabilir.

VK64 ise geleneksel başlatma, durdurma ve sıfırlama sırasını kullanır.

Yani ortada küçük bir mekanik gösteri var.

Ama ona sahip olmadığı bir komplikasyonu atfetmeyelim.

Peki ne kadar hassas?

Seiko VK64’ün teknik toleransı normal sıcaklık koşullarında ayda yaklaşık ±20 saniyedir.

Bu, birçok mekanik saatin günlük sapma değerleriyle karşılaştırıldığında oldukça iyi bir sonuç.

Örneğin günde 10 saniye sapma gösteren mekanik bir saat, sapma aynı yönde sürerse bir ayda yaklaşık beş dakika fark oluşturabilir.

VK64’ün belirtilen toleransı ise aylık düzeyde.

Üstelik yaklaşık üç yıllık pil ömrü sunuyor.

Her sabah kurmanız gerekmiyor.

Birkaç gün takmadığınızda yeniden saat ayarlamak zorunda kalmıyorsunuz.

Günlük kullanım açısından son derece pratik.

Elbette bunun karşılığında geleneksel mekanik saatçiliğin bazı özelliklerinden vazgeçiyorsunuz.

İçeride çalışan bir balans çarkı yok.

Kurulacak bir zemberek yok.

Şeffaf arka kapaktan izleyebileceğiniz karmaşık bir mekanik mimari de yok.

Ama belki de Furlan Marri’nin anlatmak istediği şey tam olarak bu.

Saatin bütün değerini mekanizmasına indirgemek zorunda değiliz.

 

Kasa işçiliği: Asıl para nereye gitmiş?

Sabbia Rosa’nın kasa çapı 38 milimetre.

Rose gold tonlu kasanın profili
Rose gold tonlu kasanın profili

Kulaktan kulağa uzunluğu 46 milimetre.

Kalınlığı ise safir cam dahil 12 milimetre.

Kasa 316L paslanmaz çelikten üretilmiş ve 4N rose gold PVD kaplamayla tamamlanmış.

Burada küçük bir açıklama gerekli.

PVD, fiziksel buhar biriktirme yöntemiyle yüzeye kaplama uygulanmasını sağlayan bir teknoloji ailesidir.

4N ise kaplamanın altın tonunu ifade eder.

Yani kasanın tamamı som altından üretilmiş değil.

Altında 316L çelik bulunuyor.

Bu durum saatin değerini otomatik olarak düşürmez.

Ancak uzun dönem kullanım açısından kaplamanın çizilmesi veya aşınması hâlinde alttaki çeliğin ortaya çıkabileceğini bilmek gerekir.

Kaplamalı kasaların geleneksel polisajla yenilenmesi de çıplak çelik kasalara göre daha zahmetlidir.

Furlan Marri’nin kasa işçiliğinde dikkat çeken unsur ise farklı yüzey işlemlerinin birlikte kullanılması.

Ayna polisajı, saten fırçalama, gravürler ve kabartma detaylar bir araya geliyor.

Bu çeşitlilik önemli.

Çünkü kaliteli kasa işçiliği yalnızca her yeri parlatmak anlamına gelmiyor.

Farklı yüzeylerin nerede başlayıp nerede bittiği, kenarların ne kadar düzgün işlendiği ve ışığın kasa üzerinde nasıl hareket ettiği de belirleyici.

Sabbia Rosa, özellikle fiyat segmenti düşünüldüğünde bu detaylara ciddi önem veriyor.

 

Kasa arkası: Kimsenin görmediği yere neden bu kadar uğraşmışlar?

Saatin en sevdiğim tasarım kararlarından biri on kenarlı, vidalı kasa arkası.

Kasa arkası ve kapak detayı
Kasa arkası ve kapak detayı

İlk bakışta çok önemli görünmeyebilir.

Sonuçta saati taktığınızda kasa arkasını kimse görmüyor.

Fakat Furlan Marri burada oldukça ilginç bir tercih yapmış.

Kasa arkasının dış yüzeyinde dairesel fırçalama, polisaj ve derin gravürler bulunuyor.

İç tarafta ise perlage işçiliği uygulanmış.

Perlage, metal yüzey üzerinde birbirini kısmen örten dairesel desenler oluşturan geleneksel bir finisaj yöntemidir.

Genellikle mekanizma plakalarında veya iç yüzeylerde dekoratif amaçla kullanılır.

Buradaki ilginç nokta şu:

Saatin arkasını açmadığınız sürece bu işçiliği göremiyorsunuz.

Yani üretici, müşterinin günlük kullanımda neredeyse hiç karşılaşmayacağı bir yüzeye dekoratif işlem uygulamış.

Bu, teknik performansı artırmıyor.

Saatin daha hassas çalışmasını sağlamıyor.

Su direncini yükseltmiyor.

Ama üreticinin tasarım yaklaşımı hakkında bir şey söylüyor.

Furlan Marri yalnızca vitrine koyulduğunda güzel görünen bir saat üretmek istememiş.

Görünmeyen detaylarla da ilgilenmiş.

Elbette biraz romantik bir yaklaşım.

Ama saat koleksiyonculuğunun zaten ne kadarı rasyonel?

 

38 milimetre: Büyük saat devri bitti mi?

Sabbia Rosa’nın 38 milimetrelik çapı, vintage tasarım anlayışıyla oldukça uyumlu.

38 mm kasa bilekte
38 mm kasa bilekte

Modern kronografların önemli bir bölümü 40–44 milimetre aralığında bulunuyor.

Furlan Marri ise daha kompakt ölçüleri tercih etmiş.

46 milimetrelik kulaktan kulağa uzunluk, farklı bilek ölçülerinde dengeli durma potansiyeli sunuyor.

Üstelik saatin kadranı ve kasası, bu küçük çapı olduğundan daha gösterişli hissettirebilecek detaylarla dolu.

Rose gold kaplama, uygulamalı indeksler ve kronograf butonları, saatin görsel varlığını güçlendiriyor.

Böylece küçük ama silik olmayan bir saat ortaya çıkıyor.

Bu modelin özellikle takım elbiseyle başarılı görünmesinin nedenlerinden biri de bu.

Klasik bir dress watch kadar sade değil.

Modern bir spor kronograf kadar agresif de değil.

İki dünya arasında oldukça zarif bir yerde duruyor.

Bir nevi kravat takmış ama toplantıdan sonra bara gitmeyi de planlayan kronograf.

 

İki deri kayış: Küçük bir jest, büyük bir fark

Furlan Marri, Sabbia Rosa’yı iki deri kayışla sunuyor.

Kayış ve toka detayı
Kayış ve toka detayı

Biri bej, diğeri kahverengi.

İtalyan ve Fransız deri işçiliğinin kullanıldığı bu kayışlar, quick-release sistemi sayesinde kolayca değiştirilebiliyor.

Kayış genişliği 20 milimetreden 16 milimetreye inceliyor.

Bu oran, vintage saatlerin zarif karakterini destekliyor.

Bej kayış saatin sıcak ve açık renklerini öne çıkarırken kahverengi kayış daha klasik bir görünüm sunuyor.

İki kayışın da kutuya dahil edilmesi hoş bir ayrıntı.

Çünkü bazı lüks markaların ikinci kayış için talep ettiği bedelleri düşününce, insan Furlan Marri’nin yanlışlıkla fazladan ürün gönderdiğini düşünebilir.

Neyse ki burada durum bilinçli.

 

Kusurlar: Biraz da altın kaplamayı kazıyalım

Sabbia Rosa’nın en tartışmalı tarafı kuşkusuz mekanizması.

Seiko VK64 güvenilir ve pratik bir hibrit kronograf olsa da pahalı bir mekanizma değil.

Saatin fiyatının önemli bölümü tasarım, kasa işçiliği, detaylar, kayışlar ve marka konumlandırmasına dayanıyor.

Dolayısıyla yalnızca mekanizma üzerinden değer hesabı yapan koleksiyoncular için cazip olmayabilir.

İkinci konu özgünlük.

Furlan Marri’nin vintage Patek Philippe kronograflarından güçlü biçimde esinlendiği açık.

Bu estetiği seviyorsanız büyük bir avantaj.

Tamamen özgün tasarım arıyorsanız tartışmalı bir tercih.

Üçüncüsü, rose gold PVD kaplama.

Kaplama iyi görünse de uzun dönem çizilme ve aşınma açısından çıplak çelikle aynı bakım avantajlarını sunmuyor.

Dördüncüsü, okunabilirlik.

Açık renkli kadran, parlak indeksler ve rose gold tonlu ibreler bazı ışık koşullarında kontrastı azaltabilir.

Bu, tasarımın estetik başarısının karşılığında verilen küçük bir taviz.

Beşincisi, 50 metre su direnci.

Günlük kullanım için yeterli olsa da bu saati yüzme veya su sporları için tercih etmek doğru olmaz.

Son olarak VK64’ün kronograf dışındaki sürekli saniye göstergesinin bulunmaması bazı kullanıcıları rahatsız edebilir.

Saatin çalıştığını görmek isteyenler için biraz fazla ketum bir mekanizma.

Fiyat segmenti: Pilli saat için fazla mı istiyorlar?

Gelelim asıl tartışmaya.

Sabbia Rosa, giriş seviyesi kuvars kronografların üzerinde, tasarım ve işçilik odaklı premium mecaquartz segmentinde konumlanıyor.

Bu noktada iki farklı bakış açısı ortaya çıkıyor.

Birinci gruptaki koleksiyoncular için saatin değeri büyük ölçüde mekanizmasından geliyor.

Bu yaklaşımda Seiko VK64 kullanan bir saatin fiyatı belirli bir seviyenin üzerine çıktığında sorgulanmaya başlıyor.

İkinci gruptakiler ise saatleri yalnızca mekanizma olarak değerlendirmiyor.

Kasa işçiliği, tasarım, oranlar, kadran detayları, malzeme seçimi ve genel estetik de fiyatın bir parçası.

Sabbia Rosa ikinci gruba hitap ediyor.

Ve burada bir noktayı kabul etmek gerekiyor.

Saatçilik dünyasında tasarıma para ödemek yeni bir şey değil.

Hatta lüks saat endüstrisinin önemli bir bölümü tam olarak bunun üzerine kurulu.

Fark şu ki Furlan Marri, bu yaklaşımı çok daha ulaşılabilir bir segmentte sunmaya çalışıyor.

Türkiye’de ise yurt dışı fiyatları üzerinden doğrudan değerlendirme yapmak yanıltıcı olabilir.

Vergiler, ithalat süreçleri, taşıma ve tedarik maliyetleri, saatin Türkiye’deki nihai fiyatını önemli ölçüde etkileyebilir.

Bu nedenle Sabbia Rosa’yı yalnızca yurt dışındaki liste fiyatıyla değil, Türkiye’de benzer bütçelerle ulaşılabilen saatlerle karşılaştırmak gerekir.

Son karar: Saatin kalbi mi önemli, yüzü mü?

Sabbia Rosa’nın en ilginç tarafı, saat koleksiyonculuğunda sıkça karşılaştığımız bir önyargıyı sorgulatması.

Furlan Marri Mechaquartz Sabbia Rosa
Furlan Marri Mechaquartz Sabbia Rosa

Bir saatin iyi olması için mutlaka mekanik olması mı gerekiyor?

Yoksa iyi tasarlanmış, özenle üretilmiş ve sahibine keyif veren bir kuvars saat de değerli olabilir mi?

Furlan Marri bu soruya oldukça net bir cevap veriyor.

Mekanik saatçiliğin estetiğini seviyor.

Ama mekanik mekanizma kullanmayı zorunluluk olarak görmüyor.

Bu sayede daha ince, daha pratik ve daha ulaşılabilir bir kronograf üretebiliyor.

Elbette Seiko VK64, İsviçre’nin üst düzey mekanik kronograflarıyla aynı teknik prestije sahip değil.

Ama Sabbia Rosa’nın böyle bir iddiası da yok.

Bu saatin asıl başarısı, tarihi saatçilik estetiğini son derece iyi yorumlaması.

38 milimetrelik kasa, sıcak renk paleti, Tasti Tondi butonlar, bombeli ibreler, uygulamalı Roma rakamları ve özenle işlenmiş kasa arkası bir araya geldiğinde oldukça karakterli bir bütün oluşturuyor.

Ve belki de en önemlisi, saat kendisini olduğundan farklı göstermeye çalışmıyor.

İçinde Japon mecaquartz mekanizması bulunduğunu saklamıyor.

Tam tersine bu hibrit yapıyı kendi hikâyesinin parçası hâline getiriyor.

The Wrist Bureau’nun kararı: Furlan Marri Sabbia Rosa, mekanizma prestijinden çok tasarım, işçilik ve estetik bütünlük arayan koleksiyoncular için güçlü bir seçenek.

Bir mekanik kronografın yerini her açıdan tutamaz.

Ama bir mekanik kronografın sunamadığı kullanım kolaylığını, çok başarılı bir vintage tasarımla birleştiriyor.

Saatin arkasını açtığınızda göreceğiniz şey sizi heyecanlandırmayabilir.

Ama ön yüzüne baktığınızda aynı şeyi söylemek biraz zor.

Ve günün sonunda saatlerin büyük bölümünü arkasını açarak değil, bileğimize bakarak kullanıyoruz.

Belki de Furlan Marri’nin bize hatırlattığı şey tam olarak bu.

Bazen iyi saatçilik, içeride ne kadar çok çark bulunduğuyla değil, dışarıda ne kadar iyi bir tasarım ortaya çıktığıyla ilgilidir.

⸻

Artıları: Başarılı vintage kronograf tasarımı, dengeli 38 mm kasa, 316L çelik, çok yönlü yüzey işçiliği, bombeli ibreler, uygulamalı Roma rakamları, pratik mecaquartz mekanizma, iki deri kayış.

Eksileri: Görece ekonomik mekanizma, vintage tasarımlara güçlü benzerlik, PVD kaplamanın uzun dönem bakım sınırlamaları, bazı koşullarda düşük kontrast, 50 metre su direnci, sürekli saniye göstergesinin bulunmaması.

Teknik kimlik: 38 mm kasa · 46 mm lug-to-lug · 12 mm toplam kalınlık · 316L çelik · 4N rose gold PVD · Safir cam · Seiko VK64 mecaquartz · 60 dakika kronograf · 24 saat göstergesi · Takimetre · 5 ATM · İki deri kayış.

İnceleyen : Doğukan Demirkaya

 

#FurlanMarri #SabbiaRosa #Saatİncelemesi #Mecaquartz #SeikoVK64 #Kronograf #VintageTasarım #SaatTasarımı #BağımsızSaatçilik #SaatTutkunları #TheWristBureau

THE WRIST BUREAU

Yazıdaki saat

Diğer yazılar