Ciddiyetsiz Görünüyor. İçinde 1960’ların İsviçre Mühendisliği Yatıyor.
Saat dünyasının en eğlenceli panda suratının arkasında, Çin ordusuna kadar uzanan bir mekanizma hikâyesi saklı. Üstelik bu hikâyenin başrolünde ne Rolex var ne de Omega. Bir İngiliz tasarımcı, eski bir İsviçre kronografı ve Çin’in en büyük mekanizma üreticilerinden biri var. Hazırsanız pandanın içini açıyoruz.
Panda dediğin biraz ciddi olur. Normalde.
Saatçilikte bazı gelenekler vardır. Bunlara saygı göstermeniz beklenir.
Örneğin kronograf üretiyorsanız kadranınız ciddi görünmelidir. Mümkünse yarış otomobillerinden, havacılıktan veya tarihi bir askeri operasyondan ilham almalısınız. Siyah, beyaz ve gri renkleri tercih etmeli, ürün tanıtımında da en az üç kez heritage kelimesini kullanmalısınız.
Studio Underd0g’un kurucusu Richard Benc ise belli ki bu toplantıya katılmamış.
Çünkü karşımızda bir panda var.
Üstelik sıradan bir panda da değil. Gözlerinden biri diğerinden büyük, ibrelerinin uçları bambu yeşili ve yüzünde hafif şaşkın bir ifade taşıyor.
Sanki sabah uyandığında kendisini yanlışlıkla bir İsviçre saat kataloğunda bulmuş.
Go0fy Panda, klasik panda kadranlı kronografların yaklaşık yarım asırlık tasarım anlayışını alıp biraz eğiyor, biraz bozuyor ve ortaya beklenmedik derecede dengeli bir tasarım çıkarıyor.
İşin güzel tarafı, bu saatin şakası yalnızca dış görünüşünden ibaret değil.
Arkasını çevirdiğinizde işler ciddileşiyor.
Hem de fazlasıyla.
Önce şu İngilizlerle tanışalım
Studio Underd0g, Richard Benc tarafından 2020 yılında kurulan genç bir İngiliz saat markası.
Saatçilik sektörüne giriş yaparken çoğu markanın tercih ettiği güvenli yolu seçmedi.
Ne Submariner’a benzeyen bir diver üretti ne de eski askeri saatlerden esinlenen bir field watch.
Bunun yerine karpuz, naneli çikolata ve çölde gün batımı gibi temalardan oluşan mekanik kronograflar tasarladı.
Evet, karpuz.
Saat endüstrisinin onlarca yıldır ciddiyetle koruduğu geleneklere karşı oldukça sağlıklı bir yaklaşım.
Markanın ilk koleksiyonu 01SERIES, kısa sürede bağımsız saat meraklılarının dikkatini çekti. Çünkü Studio Underd0g’un yaptığı şey yalnızca renkli kadranlar üretmek değildi.
Richard Benc, saatlerin teknik özelliklerini ve tasarımını birbirinden ayrı iki dünya olarak görmüyordu.
Bir saatin hem iyi bir mekanizmaya sahip olabileceğini hem de sahibini gülümsetebileceğini düşünüyordu.
Kulağa basit geliyor.
Ama saatçilik dünyasında şaşırtıcı derecede az rastlanan bir fikir.
Kadran: Simetri takıntısı olanlar bu bölümü atlasın
Go0fy Panda’nın tasarımını anlamak için önce klasik panda kadranlara bakmamız gerekiyor.

Geleneksel panda kronograflarda açık renkli ana kadranın üzerinde koyu renkli alt kadranlar bulunur. Genellikle simetrik bir düzen tercih edilir.
Rolex Daytona gibi ikonik kronografların bazı versiyonlarında bu kontrast tasarımın temel unsurlarından biridir.
Studio Underd0g ise klasik formülü alıp küçük ama son derece etkili bir değişiklik yapmış.
Alt kadranlar aynı boyutta değil.
Saat 3 yönündeki 30 dakikalık kronograf sayacı, saat 9 yönündeki küçük saniye göstergesinden belirgin biçimde büyük.
Normal şartlarda böyle bir asimetri tasarımı bozabilir.
Burada ise tam tersine saatin karakterini oluşturuyor.
Kadrana baktığınızda bir panda yüzü görüyorsunuz. Ama yüzün bir tarafı diğerinden biraz daha şaşkın.
Sanki biri hayvana İsviçre kronograflarının güncel fiyatlarını göstermiş.
Bu asimetrinin güzel tarafı, rastgele yapılmış bir tasarım numarası olmaması. Kronografın 30 dakikalık sayacını daha belirgin hâle getirirken küçük saniye göstergesini ikinci plana taşıyor.
Üstelik marka logosu ve mekanizma bilgileri, iki alt kadran arasındaki görsel ağırlığı dengelemek için kullanılmış.
Ortaya klasik anlamda simetrik olmayan ama görsel açıdan dengeli bir kadran çıkıyor.
Bunu başarmak, iki eşit daire çizmekten çok daha zor.
İki katmanlı kadran: Panda sandığınızdan daha karmaşık
Go0fy Panda’nın kadranı iki ayrı katmandan oluşuyor.
Alt katmanda saten kumlama uygulanmış bir yüzey, üst katmanda ise belirgin dokulu ve renk geçişli bir yapı bulunuyor.
Bu tasarımın önemli avantajı, kadranın tek bir düz yüzey gibi görünmemesi.
Işık farklı açılardan geldiğinde dokular değişiyor, gri tonlar farklılaşıyor ve alt kadranların oluşturduğu derinlik daha belirgin hâle geliyor.
Studio Underd0g’un en başarılı olduğu alanlardan biri tam olarak bu.
Marka, kadran tasarımını yalnızca renk seçimi olarak değerlendirmiyor. Yüzey dokusu, katmanlar ve ışığın davranışı da tasarımın bir parçası.
Go0fy Panda’nın yeşil ibre uçları da rastgele seçilmiş değil.
Pandanın en sevdiği yiyeceklerden biri olan bambuya gönderme yapıyor.
Evet, bir kronografın tasarımında bambu referansı kullanılmış.
Omega’nın Ay’a gidiş hikâyesinden sonra buna alışmak biraz zaman alabilir.
Ama yeşilin burada yaptığı iş son derece başarılı.
Siyah, beyaz ve gri ağırlıklı kadrana küçük bir renk vurgusu ekliyor. Saatin genel karakterini bozmadan gözünüzü kronograf ibrelerine çekiyor.
Üstelik bu detay saatin bütün tasarım fikrini tamamlıyor.
Birçok marka böyle bir renk dokunuşunu yalnızca dikkat çekmek için kullanırdı.
Studio Underd0g ise küçük bir espriyi işlevsel tasarım unsuruna dönüştürmüş.
Şimdi saati ters çevirin. Asıl eğlence başlıyor.
Go0fy Panda’nın ön yüzü size gülümsüyor olabilir.
Ama arka tarafta oldukça ciddi bir mekanik kronograf bulunuyor.
Üstelik bu mekanizmanın geçmişi, Studio Underd0g markasının yaşından çok daha eski.
Karşınızda Seagull ST-1901B.
Elle kurmalı, kolon çarklı, mekanik bir kronograf.
Ve bu mekanizmayı anlamak için yaklaşık altmış yıl geriye gitmemiz gerekiyor.
Venus 175: İsviçre’de başlayan, Çin’de devam eden hikâye
1950’lerin sonlarında İsviçre saat endüstrisi bugünkünden oldukça farklıydı.
Mekanik kronograflar karmaşık, üretimi zahmetli ve nispeten pahalı mekanizmalardı.
Bu dönemin önemli üreticilerinden biri Venus’tü.
Venus 175, kolon çarklı kronograf mimarisiyle tanınan bir mekanizmaydı.
1960’ların başında Çin, kendi askeri havacılığı için mekanik kronograflar üretmek istiyordu.
Bunun sonucunda Venus 175’in üretim ekipmanları ve teknik çizimleri Çin’e transfer edildi.
Bu miras, Tianjin’deki saat üretim faaliyetlerinin ve daha sonra Seagull ST-19 ailesinin temelini oluşturdu.
Burada durup düşünmek gerekiyor.
İsviçre’de geliştirilen bir kronograf mimarisi, Çin’de askeri saat üretimine temel oluyor. On yıllar sonra aynı mekanik soy ağacı, İngiltere’de tasarlanan panda suratlı bir saatin içerisinde yeniden karşımıza çıkıyor.
Saatçilik tarihi bazen gerçekten senaristlerin işini zorlaştırıyor.
Çünkü böyle bir hikâyeyi uydursanız biraz abartılı bulabilirlerdi.
Kolon çarkı: Kronografın trafik polisi
ST-1901B’nin en önemli özelliklerinden biri kolon çarklı kronograf mimarisi.
Peki kolon çarkı nedir?
Basitçe anlatalım.
Mekanik kronograf, normal saat mekanizmasının üzerine eklenmiş bir süre ölçüm sistemidir.
Kronografı başlattığınızda, durdurduğunuzda veya sıfırladığınızda çeşitli kolların, kavramaların ve çarkların belirli bir sırayla hareket etmesi gerekir.
Kolon çarkı bu hareketleri yöneten mekanik kontrol elemanıdır.
Üzerinde sütunlar bulunan küçük bir çark düşünün.
Kronograf düğmesine bastığınızda bu çark belirli bir açıyla döner ve çevresindeki kolların hareketini kontrol eder.
Kısacası mekanizmanın trafik polisi.
Ama düdük yerine çark kullanıyor.
Kolon çarklı sistemler, iyi tasarlanıp ayarlandıklarında düğmelere basıldığında daha kontrollü ve belirgin bir his sunabilir.
Elbette kolon çarkı kullanılması tek başına bir kronografın daha hassas, daha güvenilir veya daha üstün olduğunu kanıtlamaz. Kam kontrollü kronograflar da son derece başarılı olabilir.
Fakat kolon çarkı, geleneksel kronograf mühendisliğinin teknik açıdan ilgi çekici çözümlerinden biridir.
Ve Go0fy Panda’nın bulunduğu fiyat segmentinde gerçek bir mekanik kolon çarklı kronograf sunulması önemli.
Burada mesele yalnızca teknik özellik tablosuna güzel bir satır eklemek değil.
Saatin arkasını çevirdiğinizde bu mekanizmanın çalışmasını izleyebiliyorsunuz.
Bu da bizi Gen 3’ün en büyük yeniliğine getiriyor.
ST-1901B: Seagull’a özel sipariş
Studio Underd0g’un önceki nesil kronograflarında standart ST-1901 ailesinden mekanizmalar kullanılıyordu.

Bu mekanizmalar saat meraklıları arasında oldukça popülerdi.
Ancak kusursuz değillerdi.
Özellikle kalite kontrol ve uzun dönem güvenilirlik konusunda farklı kullanıcı deneyimleri bulunuyordu.
Üstelik Seagull’un ST-19 mekanizmaları için minimum sipariş miktarını ciddi biçimde yükseltmesi, küçük üreticiler açısından yeni bir sorun yarattı.
Richard Benc’in önünde iki seçenek vardı.
Ya farklı bir mekanizmaya geçecekti ya da Seagull ile daha kapsamlı bir iş birliği kuracaktı.
İkinci yolu seçti.
Sonuç, Studio Underd0g’a özel geliştirilen ST-1901B oldu.
Bu mekanizmanın ilk dikkat çeken farkı siyah ana plakası.
Standart ST-1901’in açık renkli mekanik görünümünden farklı olarak siyah ana plaka, köprüleri, çarkları ve balans sistemini görsel açıdan öne çıkarıyor.
Sanki mekanizmanın arkasına siyah bir sahne kurulmuş.
Ve bütün oyuncular artık çok daha görünür.
Bu yalnızca estetik bir değişiklik değil. Gen 3’te kuğu boynu regülatörü de bulunuyor.
Kuğu boynu: Zarif görünüyor ama işi ciddi
Saat mekanizmalarında balansın çalışma hızını düzenlemek için çeşitli ayar sistemleri kullanılır.
Kuğu boynu regülatörü, ince ayar yapılmasına yardımcı olan yaylı ve vidalı bir düzenektir.
Adını da şeklinden alır.
Gerçekten kuğu boynuna benziyor.
Saatçilikte bazen mühendislerin isim bulmak için fazla uğraşmadığını düşünüyorum.
Bu sistem sayesinde saat ustası regülatörün konumunu daha kontrollü biçimde ayarlayabilir.
Fakat önemli bir ayrıntı var.
Kuğu boynu regülatörü bulunması, mekanizmanın kendiliğinden daha hassas çalışacağı anlamına gelmiyor.
Asıl fark doğru ayarlama, üretim kalitesi ve kalite kontrol süreçlerinde ortaya çıkıyor.
Studio Underd0g, ST-1901B mekanizmalarını İngiltere’de günlük -10/+15 saniye toleransına göre ayarlıyor.
Önceki nesilde açıklanan -15/+35 saniyelik toleransla karşılaştırıldığında bu kayda değer bir gelişme.
Ancak bunu COSC sertifikasıyla veya her koşulda garanti edilen kronometre performansıyla karıştırmamak gerekiyor.
Yine de markanın yalnızca yeni renkler eklemek yerine mekanizmanın ayar kalitesine yatırım yapması takdiri hak ediyor.
Özellikle de söz konusu marka, kadranına panda suratı çizen bir şirketse.
Mekanizmanın seyir zevki
ST-1901B, saatte 21.600 titreşimle çalışan, 3 Hz frekanslı bir mekanizma.
Bu değer saniyede altı yarım salınıma karşılık geliyor.
Kronograf kapalıyken yaklaşık 50 saat, çalışırken yaklaşık 45 saat güç rezervi sunuyor.
Bu farkın nedeni basit.
Kronograf devreye girdiğinde mekanizma ilave parçaları hareket ettirmek için enerji tüketiyor.
Ama bu saatin asıl çekiciliği güç rezervi değil.
Görünür mekanik mimarisi.
Otomatik bir mekanizmadaki rotor bulunmadığı için, şeffaf arka kapaktan mekanizmanın daha geniş bir bölümünü görebiliyorsunuz.
Köprüler, dişliler, kollar, kolon çarkı ve balans…
Kronografı çalıştırdığınızda mekanik sistemin farklı parçalarının nasıl hareket ettiğini gözlemlemek mümkün.
Bu, mekanik saatçiliğin neden hâlâ ilgi çekici olduğunu açıklayan küçük bir gösteri.
Bir düğmeye basıyorsunuz.
Elektronik devre yok.
Yazılım yok.
Pil yok.
Yalnızca birbirleriyle son derece hassas biçimde etkileşen metal parçalar var.
Ve bütün bu sistem, bileğinizde geçen süreyi ölçüyor.
Telefonunuz bunu daha hassas yapabilir.
Ama telefonunuzun arkasını çevirip çalışan bir kolon çarkını izleyemezsiniz.
En azından henüz Apple böyle bir özellik duyurmadı.
İngiltere’de montaj: Küçük ama önemli bir detay
Gen 3 ile birlikte Studio Underd0g’un üretim yaklaşımında da önemli değişiklikler yapıldı.

Saatler İngiltere’de markanın kendi ekibi tarafından monte ediliyor.
Üreticinin açıklamasına göre her saat, bir montaj hattındaki farklı çalışanlar arasında dolaşmak yerine tek bir teknisyen tarafından baştan sona tamamlanıyor.
Üstelik saati monte eden kişinin baş harfleri, saatle birlikte verilen belgelerde yer alıyor.
Bu ayrıntıyı seviyorum.
Çünkü günümüzde pek çok ürünün üretim süreci tamamen anonim.
Kimin monte ettiğini, kimin kontrol ettiğini veya son ayarı kimin yaptığını bilmiyorsunuz.
Studio Underd0g ise üretim sürecine küçük bir insan dokunuşu ekliyor.
Elbette mekanizmanın Çin’de üretildiğini unutmamak gerekiyor.
Bu, İngiltere’de tasarlanıp monte edilen bir saat.
Tamamen İngiliz üretimi bir mekanik kronograf değil.
Ama zaten böyle bir iddiası da yok.
Önemli olan üretim kökenini romantikleştirmek değil, gerçekte neyin nerede yapıldığını doğru anlatmak.
Kasa: Panda büyümemiş, iyi olmuş
Go0fy Panda’nın kasa çapı 38,5 milimetre.

Kulaktan kulağa uzunluğu 44,5 milimetre, toplam kalınlığı ise 12,9 milimetre.
Kasa 316L paslanmaz çelikten üretilmiş.
Üst tarafta çift bombeli safir cam, arka tarafta ise mekanizmayı gösteren safir pencere bulunuyor.
Gen 3’te kasa kalınlığı önceki neslin 13,6 milimetresinden 12,9 milimetreye düşürülmüş.
0,7 milimetre kulağa çok büyük bir fark gibi gelmeyebilir.
Ama saatçilikte küçük ölçü değişiklikleri bile bilekteki görünümü etkileyebilir.
Özellikle 38,5 milimetrelik bir kronografta.
Bu ölçüler Go0fy Panda’nın en güçlü yönlerinden biri.
Saat, vintage kronografların kompakt karakterini korurken modern bir tasarım sunuyor.
Bir de kurma kolu büyütülmüş.
Bu küçük ama yerinde bir iyileştirme.
Çünkü elle kurmalı bir saatte kurma kolu, ayda bir kez kullandığınız bir parça değil.
Her gün temas ettiğiniz temel mekanik kontrol.
Dolayısıyla kurma işlemini daha rahat hâle getirmek, gösterişli bir teknik yenilik olmasa da gerçek kullanım açısından önemli.
50 metre su direnci ise bu karakterdeki bir kronograf için kabul edilebilir.
Yine de saati yüzme veya dalış için tercih etmek doğru olmaz.
Zaten panda yüzebiliyor diye saatin de yüzmesi gerekmiyor.
Kayış: İngilizler bu işi hafife almamış
Go0fy Panda, The Strap Tailor tarafından hazırlanan İtalyan Epsom deri kayışla sunuluyor.

20 milimetreden 16 milimetreye incelen kayış, saatin vintage oranlarını tamamlıyor.
Epsom derinin belirgin grenli dokusu, kadrandaki kumlanmış yüzeylerle de güzel bir ilişki kuruyor.
Bu detay önemli.
Çünkü bazı markalar ilginç bir kasa ve kadran tasarladıktan sonra kayış seçimini son dakikaya bırakılmış bir ev ödevi gibi ele alıyor.
Studio Underd0g’da ise kayış, genel tasarımın parçası.
Quick-release bağlantılar sayesinde kayışı değiştirmek de kolay.
Ve bu saat, farklı kayışlarla karakter değiştirmeye oldukça uygun.
Siyah deriyle daha klasik, açık renkli deriyle daha oyuncu, farklı dokulu kayışlarla daha gündelik bir görünüme kavuşabilir.
Kısacası pandanın gardırobu geniş.
Kusurlar: Panda sevimli olabilir ama dokunulmaz değil
Öncelikle mekanizma konusundaki heyecanımızı biraz dengeleyelim.

ST-1901B’nin tarihi ve mimarisi etkileyici. Fakat bu, mekanizmanın üst düzey İsviçre kronograflarıyla aynı üretim kalitesine veya uzun dönem servis geçmişine sahip olduğu anlamına gelmiyor.
Seagull ST-19 ailesinin geçmişte kalite kontrol konusunda eleştirildiğini biliyoruz.
Gen 3’teki iyileştirmeler umut verici olsa da bunların uzun dönem güvenilirliğe etkisini kesin biçimde değerlendirmek için zamana ihtiyaç var.
İkinci konu güç rezervi.
Yaklaşık 50 saat günümüzde yeterli ama olağanüstü değil.
Üstelik saat elle kuruluyor.
Mekanik saatlerin günlük ritüellerinden hoşlanmayan biri için bu durum bir dezavantaj olabilir.
Üçüncüsü, kronografın pratik kullanımı.
30 dakikalık sayaç, daha uzun süreleri ölçmek isteyen kullanıcılar için sınırlayıcı olabilir.
Dördüncüsü, tasarım.
Evet, Go0fy Panda’nın en güçlü tarafı aynı zamanda en büyük riski.
Bu saat bir klasik olmak için tasarlanmamış.
Herkesin beğenisini kazanmak gibi bir amacı da yok.
Kadranının eğlenceli karakteri bazı kullanıcılar için yıllarca sürecek bir keyif kaynağı olabilirken, başkaları için zamanla fazla oyuncu görünebilir.
Son olarak bu segmentteki bir saatten lüks İsviçre kronograflarının kasa ve mekanizma finisajını beklemek doğru olmaz.
Go0fy Panda’nın sunduğu şey kusursuzluk değil.
Farklılık, mekanik karakter ve düşünülmüş tasarım.
Fiyat segmenti: İsviçre kronografı parası istemeden kronograf olmak
Go0fy Panda, erişilebilir mekanik kronografların orta segmentinde konumlanıyor.
Bu fiyat aralığında pek çok üretici mecaquartz mekanizmalara, daha basit otomatik kalibrelere veya geleneksel tasarımlara yöneliyor.
Studio Underd0g ise farklı bir yol seçmiş.
Elle kurmalı, kolon çarklı gerçek bir mekanik kronograf sunuyor.
Üstelik özel düzenlenmiş mekanizma, iki katmanlı kadran ve İngiltere’de montaj gibi unsurlarla paketi zenginleştiriyor.
Bu özellikler saati otomatik olarak sınıfının en iyisi yapmıyor.
Ancak mekanik kronograf deneyimini, tasarım karakterinden ödün vermeden sunması önemli bir avantaj.
Türkiye’deki fiyat değerlendirmelerinde ise yurt dışı etiketlerini doğrudan karşılaştırmak yanıltıcı olabilir. Vergiler, ithalat işlemleri ve tedarik maliyetleri nihai satış fiyatını ciddi biçimde etkileyebiliyor.
Bu nedenle Go0fy Panda’yı yalnızca yabancı satış fiyatıyla değil, Türkiye’de aynı bütçe aralığında ulaşılabilen alternatifleriyle değerlendirmek daha doğru.
Son karar: Saatçilik bu kadar ciddi olmak zorunda mı?
Studio Underd0g Go0fy Panda’nın en sevdiğim tarafı, saatçilik tarihine saygı duyarken ona teslim olmaması.

Mekanizması İsviçre kronograf mühendisliğinin mirasını taşıyor.
Üretimi Çin ve İngiltere arasında uzanan modern saatçilik dünyasının bir örneği.
Kadranı ise bütün bu ciddi tarihsel arka plana rağmen sahibini gülümsetmek için tasarlanmış.
Bu kombinasyonu başarılı buluyorum.
Çünkü mekanik saatlerin bugünkü varlık sebebi artık yalnızca zamanı göstermek değil.
Daha ucuz, daha hassas ve daha kullanışlı alternatiflerimiz var.
Mekanik saat satın alırken aslında küçük bir mühendislik eserine, bir tasarım fikrine ve onun arkasındaki hikâyeye para ödüyoruz.
Go0fy Panda bu üç alanın tamamında söyleyecek bir şey buluyor.
Kusursuz değil.
En hassas mekanizmaya sahip değil.
En yüksek su direncini sunmuyor.
Ve muhtemelen ciddi bir yönetim kurulu toplantısında bileğinizdeki pandayı açıklamak zorunda kalabilirsiniz.
Ama mekanik saatçiliğin neden eğlenceli olabileceğini hatırlatıyor.
Üstelik bunu yaparken mekanik ciddiyetinden ödün vermiyor.
The Wrist Bureau’nun kararı: Go0fy Panda, teknik özellik yarışını kazanmak için tasarlanmış bir saat değil. Fakat karakterli bir kadranla tarihi bir kronograf mimarisini aynı kasada buluşturması, onu bağımsız saatçiliğin en ilginç örneklerinden biri hâline getiriyor.
Saatin ön yüzüne baktığınızda gülümsüyorsunuz.
Arkasını çevirdiğinizde ise mekanizmayı izlemeye başlıyorsunuz.
İyi bir saat ikisinden birini başarabilir.
Go0fy Panda ikisini de deniyor.
Ve kabul edelim, panda için hiç fena bir kariyer değil.
⸻
Artıları: Özgün asimetrik kadran, iki katmanlı yüzey işçiliği, özel ST-1901B mekanizma, kolon çarklı kronograf, kuğu boynu regülatörü, kompakt kasa ölçüleri, İngiltere’de montaj.
Eksileri: ST-19 ailesinin tarihsel kalite kontrol soru işaretleri, sınırlı güç rezervi, 50 metre su direnci, elle kurmanın herkese uygun olmaması, niş tasarım.
Teknik kimlik: 38,5 mm kasa · 44,5 mm lug-to-lug · 12,9 mm kalınlık · 316L çelik · Çift bombeli safir cam · Seagull ST-1901B · Kolon çarklı kronograf · 21.600 titreşim/saat · 50/45 saat güç rezervi · 5 ATM · İtalyan Epsom deri kayış.
İnceleyen : Doğukan Demirkaya
#StudioUnderd0g #Go0fyPanda #Gen3 #Saatİncelemesi #MekanikSaat #Kronograf #PandaKadran #ElleKurmalıSaat #Seagull #ST1901B #BağımsızSaatçilik #SaatTasarımı #TheWristBureau
THE WRIST BUREAU









